
Eylül 28, 2009
sözcüklerin sihri

Eylül 26, 2009
yol arkadaşlarım

Her birimiz bir köşede kendi iç sıkıntılarımızı emziriyoruz. Yaşam, akıp giden bir şey olmaktan çıkalı epey vakit olmuş.. Kendi gölgesinden korkan ağaçlar gibi durmaksızın kendimize sarınıyoruz.Kalabalıkta saklayabildiğimiz ruh üşümeleri, ufacık bir kuytulukta yakamıza yapışıyor..
Oysa biz ağız dolusu gülerdik her şeye, umut ederdik.. Severdik, gölü yalnız göl olduğu için.. Giderdik, belki de yalnız dönmek olduğu için..
Komşu kabilelerin çocuklarıydık, birbirimize görünmez iplerle bağlıydık.. Susmalarımızla bile en çok konuşmalardan daha çok şey anlatırdık..
Şimdi, yağmur damlalarının pıt pıt indiği cama, aksimiz birlikte yansımasa da, biliyoruz. okyanusu oluşturan su damlaları gibi, birlikteliğin bazen ayrı ayrı olmayı gerektirdiğini..
Eylül 23, 2009
kör parmak
Yıldızlarla yıkanmış gökyüzünün karanlığında elimdeki ipliği iğneye geçirme uğraşındayım.. Ben hep burdaydım.. Kör göze kör parmak sokarak, düzde olabilecek bir işi yokuşlarda yapmaktaydım..
Eylül 22, 2009
kadın, adam ve martı

Eylül 20, 2009
ben'siz

Sahte gülüşler, sohbetler eşiğinden geçtiğimde, artık çevremdeki kalabalığın bir ağırlığı yoktu... Her şey, gereğinden fazla hafifti..
İçimde gitmelerin düşleri, ipleri göğe bağlı bir kuklayı oynadım durdum.. Durdum..
Hayatın tüm vitamini suyunda mıydı, süzersem bana ne kalırdı,...
Daha daha nasılsınız'dı...
Sağlığınıza duacıyız'dı ve de itinayla ellerinizden öperler'di...
Kısmet, hayırlısı böyleymiş, her şeyde bir hayır vardır; limanında demirledi bu gün içimin gemileri.. En yelkenler fora çağında, karaya oturdu düşlerim...
Bu sorumluluklar, vefa borçları ve mış gibiler tekrar tekrar sulandı toprağında... Bu gün her şeyde bir hayır vardı ama, her şeyde bir ben yoktu nedense...
Misi'nin yağmur yemiş dar sokaklarında yürürken,sadece nefes almak istedim...Bir de kendim olmak...
Ben'siz geçen bir gün daha yazıldı tarihin sararmış sayfalarına...Ben'siz...
Ya siz...
Eylül 19, 2009
son kişot
Tarifsiz gece sesleri ve bin yıldız eşliğinde tutuyorum ellerini. Ellerim çocuk, ellerim sıcacık,ellerim sırılsıklam sen..
Saklambaç oynadığımız sokak aralarının heyecanı, arife geceleri yastığımın altında sakladığım rugan ayakkabılarımın dokunulmamışlığı ve bir çocuğun annesinin hasta yatağı başında büyüttüğü korkuları ile seviyorum seni..
Bunu belki ilk kez söylüyorum, önce kendime, ben seni seviyorum..
Seni seviyorum Son kişotum....
ait ol(a)mama

Beyaz peynir, kaju fıstık ve kadehte üzümün kızı, lal...
Şerefe, derken bir çift göze, yalnızlık daha çıplak, içimin çocuğu daha uyanık.. Geçmiş, daha bir gerilerde, ruhum bugünde...
Çalmayan zillerin yazgısı benim gecem. Evimin bir zili olmadığını uzun bekleyişlerden sonra farkettim..
İşte bu yüzden, kendini bekler gibi bekliyorum diğer kadehi eline alacak bir çift gözü..
Ama beklediğim hep gel(e)meyecek olan oluyor. İçimin kapısız, zilsiz çıplağına bu yüzden kimse dokunamıyor.
Hiçbir yere, kimseye ait olmamak için, hiç kimseye,hiçbir yere sahip ol(a)mıyorum..
Eylül 15, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)