sahibine mektuplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahibine mektuplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 09, 2012

mutluluk şarkısı

Sevdanın en güzel ikliminde,
mutluluk şarkısını söylüyor içimdeki çocuk..
İçimdeki çocuk, bayramlık kırmızı rugan ayakkabılarını giyinmiş kuşanmış
Peşinden en gidilesi düşlere yelken açıyor..
 


Eylül 29, 2012

terliklerimle geldiğim

Masanın üzerinde duran çiçeğin tazeliğine ne olur?
Daha ilk yangında, yangından ilk kuratılacaklar'a ya da ilk boranda önce çocuklar ve kadınlar'a ne olur?
Coşkunun dalgaları işte o zaman hangi kıyılara vurur, kabına sığacak bir sur nasıl bulur?
Sesinde "ne olcaksa olsun"un kokusu var..
Sessizliğinde bir türlü dile gel(e)meyen kaygılar..

Elini nereye koyacağını bilmenin rahatlığı,
sabah denizin sütliman olacağını bilmenin alışkanlığı neyin yerine kurar tahtını?

Sesimde yalnız gecelerin korkusu, ayağımda ev terlikleriyle yürüdüğüm yolun kuytusu, tozu...

Sesinde ben yokum.. Sessizliğim ondan..

Eylül 17, 2012

oyunbaza veda

Ben seni beklemedimdi..
Çocuk gözleriyle bakan biraz hin, biraz masum; çokça oyunbaz bir eylüldü beklediğim..Yüzüme vuran rüzgardı, çığlık çığlığa gaza basıp geçtiğim kırmızı ışıklardı..
Aynaya bakar gibi bakmayı, bir sudan bir suya akar gibi gönle akmayı; dolunay gelince evimizin penceresine, istemediğimiz ne varsa yorgun bir kağıda bir bir yazıp yakmayı; külleriyle bir rüzgara takılıp kaçmayı bekledimdi..
Kapatıp "mış gibi" yaşanan bir ömrün kapısını hayallerin dört nala göğüne pupa yelken kanat açmayı istedimdi..

Yine hazan, yine hüzün.. Elbet ardından gelecek eflatun bir yaz var'dı..
Bir masalın önsözü mü sonsözü mü bilemediğim bir sağanakta; evlerinin önü mersin türküsünün hemen karşı sokağında ben hiçbir şeye değil yalnız sana geldimdi..
"Ve sonra yağmur yağdı.. "

Eylül 07, 2012

batmayı sevmek

Elbette biliyorsun..
Kendine yardım etmek istemeyen birine, yardımı dokunmaz hiç kimsenin..
Görmek istemeyenden kör, duymak istemeyenden sağır bulunmaz;
yapışır bir karanlık, sevincine; aydınlığı görmek istemeyenin..
Biliyorsun, biliyorsun hepsini..
İnsan batmak istiyorsa tutamaz onu suyun kaldırma kuvveti..

Ağustos 26, 2012

göğe uzanan

Küçük, titrek ve ürkek
 Bir ardıç kuşu sevdam
Uçtu uçacak...

Ağustos 16, 2012

keşke!?

Mesela..
Kaç gündür yanımda yük ettiğim şemsiyeyi eve bıraktığım gün yağmur yağmasa..
Ben gaza bastığımda kırmızı ışık yanmasa..
Kendimi ararken altından geçtiğim sokak lambası kapanmasa..
Mesela...
Ben aradığımda yorgunluktan sızmamış;
Ben geldiğimde, sen yeni gitmemiş olsan..

Aralık 04, 2011

yolların çağırdığı

Seninle bir yolculuğa çıkalım sevgili..
Arnavut kaldırımlarına sonbahar yapraklarının döküldüğü sokaklarda ağır adımlarla yürürken bir rüzgarın gürültüsü bir de sevdanın türküsü..
Sırt çantamızda yalnız en çok sevdiğimiz dizeler ve sobalarının kenarından kalkıp dizimize sürtünmeye gelmiş dost kediler..
Bir yolculuğa çıkalım; sen, ben ve bütün incelikler..
Yollar bize, en yakın görüş; en uzaktan olanıdır, der..

Haziran 21, 2011

yine gece

Bazı geceler yokluğun uykusuzluk olur, girer koynuma..
Ne kadar az zaman var oysa ki, bir gülün sırılsıklam sabahına uyanmak için.. Sarmaş dolaş bir günün sayfalarını coşkuyla katlamak; hep o günde kalma isteğiyle, bir sonraki sayfayı saklamak için..
Masamdaki fesleğen bana bana savururken kokusunu, geceye yokluğun yürüyor.. Sensizliğin adı bazen "soğuk" oluyor, yüreğim donuyor.. İşte o dem ne giyinsem kar buz.. Ne düşlesem uykusuz..

Haziran 19, 2011

elimde kalan..

Seninle paylaşılmayan gün kocaman bir karanlık alıp götürür beni.. Çocukluğumun kırmızı balonu bile tutamaz elimden..
Sesinin, nefesinin uğramadığı iklimde kurur bütün denizlerim.. Kağıttan bir gemi yaparım sevgimden.. Elimde kalanla ben, beklerim..

baba(!)

Bu gün babalar günü..
Varlığını bir gün olsun hissedemediğim günler içinde, yokluğunun en çok dokunduğu günlerden biriydi baba..
Sen hiç uzaklara gitmedin; belki bu yüzden yakına da hiç gelemedin.. Hiç ölmedin sen, hiç yaşamadın da yüreğimde..
Bir çürük diştin hep ağzımın içinde.. Yalnızca ağrıdığı zaman hatırıma gelen, geldiği zaman da bir türlü gitmeyen.. Aslında hiç içimizde olmadığını hissetmemiz bundan, çekilip gittikten sonra ömrümüzden..
Baba!
Ağzımın içinde kocaman bir gedik gibi, durur yanı başımda boşluğun.. Baba eli tutamamanın, omuzlarında olamamanın ve babalı  bir güvenle hayata bakamamanın..Durur kış kıyamet yokluğun..

Haziran 01, 2011

zaman bu'dur!

Yedi yaşında bir kızın üşümüş ellerini tutar gibi,
baktı yüzüme..
Dedi ki, kal benimle..
Vurulmak üzere olan bir at gibi soluk alıp verirken yaşam yanıbaşımda,
onunla şahlandı..
Ben, dedim, sana gelmek için bu kadar koşmuşum.. Şimdi durma zamanı..
Ben, sana varmak için gitmişim kendimden bile, şimdi kalma zamanı..

Mayıs 30, 2011

noktasız cümle olur mu?

Öpüşü noktaydı..
An'ı sabitleyen bir fotoğraftı.
Akıp giden zamana bir çelme takmaydı..
O,olmadığında gülüşler eksik, sarışlar cansızdı.. Uzuyordu tüm cümleler manasızca, söz bir türlü son bulmuyordu..

Mayıs 02, 2011

kırkayak:)

Kırk ayağım olsa,
kırkıyla da sana gelirdim..

Nisan 02, 2011

s'aklambaç

Ben saklanayım en aydınlık gülüşüne, elma diyene kadar çıkmayayım..
Sen gül, ben bütün karanlıklardan aklanayım..

ora'ya..

Hiç bilmediğim bir yoldan, hiç bilmediğim bir yerlere gidesim var..
Daha önce yüreğime hiç dokunmamış bir ezginin eşliğinde "ora"ya.. Adını bile bilmediğim ağaçların gölgesinden, o efsanevi çiçeklerin kokularıyla birlik, rüzgar olup geçesim..
Uzun bir yolculuk, gittiğimi hissedecek kadar uzun.. Ora'ya vardığımda artık "bura" olmanın hüznünü yaşamayacak kadar uzun-uzak yollardan içimin tek şeridinden ilerleyesim..
Oysa, gördüğüm her yüz, dinlediğim her şarkı, içime fısıldanan her şiir, her koku, her doku hızla eskiyor.. Yollar o kadar kısa ki, daha yola çıkmadan varıyor insan istediği yere.. Yüreği yine başka uzaklara gebe..
Benim, deli gönlüme uyup, uzaklara gidesim var; yollarda olduğumu hissedecek kadar uzaklara..
Gönlüm olur musun?

Mart 30, 2011

"bir"

Biz seninle aynı cama konulmuş iki çiçeğiz..
Her gecenin karanlığında, her gün doğumunda gözümüz yollarda aynı güneşi bekleriz..
Aynı camın soğukluğuna değer hayallerimiz, aynı hayal kırıklıklarıyla birbirimize döneriz..
Sarılır, kendimizi külümüzden bile var ederiz..
Matematik yanılır, biz seninle aslında bir'iz..

Mart 08, 2011

ihitiyaç molası sona ermiştir..

Sevgili Mina,
Bu sefer beylik laflar etmeyeceğim, kısa ve öz konuşacağım..
İnsan, ne garip ki, hep bir an sonrasını yaşıyor, yaşarken bile planlıyor.. Dolayısıyla yaşanan, kurgudan ööteye geçemiyor çoğu zaman..
Seni ihmal ettim biliyorum, üzülüyorum. Çünkü sen hep burdaydın, içimde.. Beni bırakıp gidemeyeceğin tek yerde.. İşte o yüzden her akşam güneşin batışını izlemeyi erteleyerek eve döneceğim; unutmadan, güneş nasıl olsa yarın yine doğacak.. Uçup gidecek zaman ve kaybolacak..
Yüzünün silikleşmeye başladığı o yolüstü dinlenme tesislerinde, sıcak koltuğundan zorla uyandırılmış soğuk yüzlerden biri olacaksın sen de.. Nasıl olsa, bu insanları bir daha gör(e)meyecek olmanın rahatlığını taşıyacaksın makyajsız yüzünde ve ağlamaktan şişmiş gözlerinde..
Ben seni yazmazsam, sen sadece içimde kalacaksın Mina.. En sıcak kuytulukta..
Şimdi, yaşamın verdiği ihtiyaç molası bitmek üzere, sil gözlerini, ağlama..
Ben seni yazarak susturacağım, o en derin kuyuda..

Şubat 12, 2011

"hoş" geldin!

Upuzun yalnız bir yolculuktu yokluğun.. Üstelik çok uykum vardı, başım düşecek bir düş arıyordu, boşluğun bir koltuk yanımda duruyordu..
Yokluğunda ne çok yağmur yağdı.. Karıştırmadım bir damlayla diğer damlayı.. Tuttum, sana sakladım.. Cebimde yaşanmamışlığın binbir deseni, renk renk çiçekler topladım sana; kurutmadım..
Şimdi varlığın, şahlanmış bir at gibi duruyor yamacımda.. Toprak kokusu, mor perdenin kuytusu ve karnı doymuş bebek uykusu...
Hoş geldin!..

Şubat 10, 2011

ilik ve düğme

Hadi uzaklara gidelim ,demiştin gözlerini gözlerime mühürleyerek..
Bir pazar sabahı İstanbul'u geçiyordu yanı başımızdan.. Biz, en parlak gülüşlerimizi giyinmiş, bir parkada iki kolduk.. İki kol(uy)duk, denize dökülmeyi düşleyen bir ırmağın.. Yürüyorduk; bir çocuk sevincinden de çoğulduk..
Sen ve ben..Bir de İstanbul, yalnızlığını gizliyordu neş'emizden çekinerek..
Martılar, çığlık çığlık bir beste; sevgin, en derinime iliklenmiş bir düğme..

Şubat 09, 2011

son durak!

Ben o sinemada çok film izledim..Bazen kahkahalara boğularak, bazen gözyaşlarına teslim olarak.. Görüntü akıp giderken beyaz perdede, yaşam tam da durduğunu sandığımız yerde.. O sahnede izlediğim en iyi film, "biz"im filmimizdi..
Sen, benim filmimin baş kahramanısın. Sen, çocukluğumun soğuk gecelerinde, titreyen  kendi ellerimi tutarak "Dayan!" deyişimin ana kaynağısın. Yaşanan onca karanlığa, acıya rağmen boyun eğmeyip, diz çökmeyip, kabul etmeyip; hep başka bir hayat olduğunu sorgulamamın son durağısın.. Her şey sana varmak içindi..
Şimdi ellerimde kırılacak çok özel bir eşya gibi taşıdığım sevdan, nolur bitme.. Işığı gören fotoğraflar gibi solup gitme..
Sen benim  kahramanımsın.. Sen benim şiirlerle beklediğim, gül kokularıyla süslediğim biricik masalımsın..