Araba hızla ilerlerken yağmurun ıslattığı yollarda, radyoda: "İşte ben o şarkıyı henüz yazmadım." diyen bir şarkı çalıyordu.Ezginin beni savurduğu kıyıda, yaşamın da "Henüz yaşamadım,belki yarın.." derken başımızdan geçen şeyin ta kendisi olduğunu anımsadım..
"En güzel günlerimiz/henüz yaşamadıklarımız.." diyen büyük şairin ayak seslerindeki umuda tutunarak geçtim bir şarkının içinden..
Yol bitti, şarkı bitti; hayat "tüm yaşanmamışlığıyla" devam ediyor.. Kasım 29, 2009
yol,şarkı,hayat..
Araba hızla ilerlerken yağmurun ıslattığı yollarda, radyoda: "İşte ben o şarkıyı henüz yazmadım." diyen bir şarkı çalıyordu.Ezginin beni savurduğu kıyıda, yaşamın da "Henüz yaşamadım,belki yarın.." derken başımızdan geçen şeyin ta kendisi olduğunu anımsadım..
"En güzel günlerimiz/henüz yaşamadıklarımız.." diyen büyük şairin ayak seslerindeki umuda tutunarak geçtim bir şarkının içinden..
Yol bitti, şarkı bitti; hayat "tüm yaşanmamışlığıyla" devam ediyor.. Kasım 26, 2009
Kasım 21, 2009
eğreti bir kıyıda
Her şey doluyor, çocukluğun boşlukları dolmuyor işte..
Elimizdeki koca sepetlere oburca bir şeyler doldurma uğraşımız bundan.. Ve zaman yutarken her şeyi annemizin elini yitirmişçesine korkumuz bundan. Çünkü o eli yitireli çok uzun zaman oldu.. Bir daha kimse tutmadı elimizi o yangıda.. Bir daha hiç kimse bakmadı bize, içimizin onulmaz kuyusuna..
Hiç kimseyi sahiplenemiyor, hiç kimsenin olamıyoruz belki o günden beri.. Hızla soğurken yüreğimiz, her şeyin kıyısında yaşıyoruz. Ne içinde, ne dışındalığımız, yabanlığımız, kendi yaşamımızın bile eğreti bir kıyısında soluk alışımız hep daha fazla kaybolmamak için..
Sen ve ben, iki geçmiş mahkumu; iki sınır tutsağı... Normalin çizgisinde nefes alamazken, bir yüzeye bir derine devinimlerimizle sarhoş geçiyor zaman.. Zaman yutuyor her şeyi.. Ne gerçekten seviyor ne de seviliyoruz aslında.. Yaşıyoruz çok şükür, diyoruz ama,bir kapının ağzında; ne içerde, ne dışarda; ayazda...
Kasım 10, 2009
külden gemiler..
Zihnimde karmakarışık imgeler...
Bi'kaşık suda yüzdürdüğüm külden gemiler..
Kanaviçeli masa örtüleri, günaydınlı sabahlar ve babaannemin gülümseyen yüzü..
Her sonbaharda mektup mektup yaprak döken bir çınar ağacı..
Karşıda suyun geçmesini bekleyen ve kendi gölgesinden bile korkan bir kış masalı..
Bir avuç toprak, toprağın üzerinde bir taş -isim yazıyor ve tarih- yaşamımın belli belirsiz bir kıyısı..
Kırık dökük bir rüya: "Unutma, elenza.."
Kasım kapımdan içeri girmiş usulca...
Belli ki, ben hazırlıksız yakalanmışım..
O,gelene sevinirken, ben gidene yasta kalmışım...
Kasım 02, 2009
uyurgider
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



